2016 Sonbahar Ayları Üzerine

konachan-com-136436-aozaki_aoko-city-clouds-game_cg-koyama_hirokazu-long_hair-mahou_tsukai_no_yoru-scenic-seifuku-sky-umbrella

Havaların soğumasıyla artık anime-oyun-vn aktivitelerim iyice arttı. Benim için sonbaharın en önemli başarısı Clannad’ı 8 ay sonunda bitirebilmem oldu. Onun da yazısı gelecek elbet. Önce animesini elden geçirmem, üstüne Tomoyo After ve Side Stories yan hikayelerini okumam şartıyla tabi. Bir de geçen hafta 3. yaşımıza girdik hooray! \^o^/ Ayrıca bugün doğum günüm, doğum günümde yazı yazdım tekrar hooray! \^o^/

KPSS serüvenim boyunca elimi eteğimi çoğu oyundan çekmek zorunda kalmıştım. Bari girişini okuyayım diye giriştiğim Clannad’ı ilk okuma denemelerim şubat ayındaydı. Araya giren bir sürü anime-oyun falan olunca yalan oldu bizim Clannad (bkz Yaz Ayları yazısı). İzleyenler bilir, Clannad birkaç ayda geçmek veya tek bir ortamda işlenmekten ziyade uzun bir süreci konu alıyor. İşte ben o “uzun süreci” iliğime kadar yaşadım, karakterler resmen elimde büyüdüler ya.

Yaz Ayları yazımdan 1-2 ay sonra başladığım ve mutlaka incelemesini yazacağım oyun Read Only Memories’i oynadım uzun bir süre. Bu oyunu HumbleBundle’ın Narrator indiriminden almıştım, aslında Her Story oyunu için aldığım bir paketti. Kütüphanemi karıştırırken “ben bu oyunu aldığımı hatırlamıyorum” diye dikkatimi çekti. Arkadaşlarım arasında hiç oynayan da olmayınca dayanamadım başladım.

ss2016-09-26at03-06-20

Point&Click cyberpunk macera oyunu olan ROM, tatlı mı tatlı Turing adında bir robotun evimizi bir gün basmasıyla başlıyor ve bizi esrarengiz bir problemi çözmeye davetiyle ilerliyor. Yer yer LGBT konularına farklı bir dille değinen, yer yer “uzaylı da olsa insan insandır” mesajı veren fakat sonunda insanın kalbini sıcacık yapan bir oyun ROM. Steam’de şu an 34 saat oynama sürem var, henüz alternatif sonu açmadım bile. Sadece arkaplanda açık bırakıp müziklerini dinlediğim bile oluyordu saatlerce. Kalbimi parçalayıp sonra onu güzelce yara bandıyla saran sıcacık bir oyun.

(VA-11 HALL-A isimli oynamayı çok çok istediğim oyunla inanılmaz benzeşik duruyorlar. Firmalar aynıdır diye düşünmüştüm fakat değilmiş. Fakat hoş bir şekilde ROM’dan bazı karakterler bu oyunda gözüküyormuş, bana sürpriz oldu.)

ss-2016-11-05-at-04-27-01ROM’dan öncesinde 3-4 gün içerisinde Danganronpa 1. oyunu elden geçirdiğim bir dönem oldu. (Danganronpa spoiler içermeyen tanıtımı için şuraya -> Legend of Suke) Öncelikle seneler önce gördüğüm birkaç Celeste, Junko ve Byakuya fanartından başka hiçbir bilgimin ve alakamın olmadığı bir oyundu DR. Ace Attorney gibi yapımlardan sonra gözüme fazla laçka gelmişti. Fakat aile baskısından sonra daha fazla dayanamadım ve oynadım. Aç bir köpek gibi 4 günde bitirmemse olağanüstü oldu, adeta yerimden kalkmadan oynadım sonunu görebilmek için. Daha doğrusu “tahminim doğru mu” diye teyit etmek için aceleyle oynadım. Umduğumu buldum, mutlu ayrıldım.

ss-2016-11-05-at-04-26-02

Oyunda eksiklikler yok muydu, bence vardı. Birincisi özgür değildim. Yani evet, istediğim gibi dolaşabiliyorum oyunda fakat yine de kısıtlıyordu oyun beni. Aklımda bir oda oluyor kontrol etmek istediğim, bırakın gideyim diyorum ama gidemiyorum. Çünkü “odadaki her şeyi kontrol etmemişim” henüz. Yahu belki sonra gelip bakacağım bi bıraksana beni? İlla belli bir olay sırası var yani, keşfetmeniz gereken şeyler var. Bu beni biraz aptal gibi hissettirmedi değil. Hoş bu nane olmasaydı Celeste bölümü çoğu oyuncuda logic errora sebep olurdu.

Onun haricinde sürekli bizim iyi adam olmamız, davayı %90 bizim çözüyor olmamız hoş değildi. Yani herkes patır patır yalanlar söyleyebiliyorken, biz yalan söylediğimiz an “suçlu sensin” diye her şeyin üstümüze yıkılması biraz saçma geldi. Üstelik bu çözme işlemi sürecinde diğer karakterleri resmen gerizekalı yerine koyuyordu oyun. Kirigiri ve Byakuya hariç geri kalan herkes boş boş konuşuyor gibi izlenim yaratıyordu yani. Hatta Byakuya bile bazen mevzuyu on saatte çakamıyordu, Kirigiri daha dava başlamadan çözüyordu falan. Bu kısım çok sinir bozucu geldi. Orada kaç tane karakter var, anlıyorum bizim çelişkilere bir bir ateş ederek sonuca ulaşmamız gerekiyor ama bari en azından hikayenin bazı ana parçalarını da diğer karakterlerin çözmesine izin verselerdi.

ss2016-10-28at03-28-39

Danganronpa’yı neden bu kadar uzattım, çünkü şu sıralar Clannad’dan kurtuluşumun şerefine Danganronpa 2’yi oynuyorum. Resmen nefes aldım diyebilirim. Fakat biraz gözüm korktu, zira oyundaki harita sanırım ilk oyundakinden daha büyük. Işınlanma nanesi ekleseler de oyun koşmanızı öneriyor, koştukça pet büyütüyormuşuz. (1. oyunda ışınlanma diye bir şeyin olduğunu oyunun sonlarına doğru anca öğrendiğimi; o ana kadar o merdiven senin 4. kat benim, zemin kat senin 5. kat benim şeklinde aşağı yukarı hunharca koştuğumu düşünürsek epey gözüm korktu.) Şimdilik karakterlerle tek tük tanışabildim, şüphelendiğim veya muhtemelen şöyle çıkar dediğim tipler var. Spoiler yemeden hayırlısıyla okurum umarım. Bu arada yanlış bilmiyorsam bu oyunun anime uyarlaması henüz mevcut değil.

her-story-desktopNarrator paketinden bahsetmiştim, bu paketi alma sebebim olan Her Story’i oynadım bir süre. Eski tip oyunları anımsattı bana HS. Bir polis bilgisayar ekranını kontrol ediyorsunuz. Masaüstü var karşınızda direk ve burada bir veritabanına erişiminiz var. Bu veritabanında cinayet şüphelisi bir kadının farklı zamanlarda çekilmiş sorgu görüntüleri var kesit kesit. Lakin hepsine tek seferde ulaşamıyorsunuz, anahtar kelimeleri kullanarak aramalar yapmanız gerekiyor. Aramalarınızın sonucunda ne kadar video çıkarsa çıksın en fazla 5-6 tane izleyebiliyorsunuz. Sorgu görüntülerinde sadece kadın konuşuyor ve bu kadın oyun karakterinden ziyade baya kanlı canlı bir insan. Mimikler çok önemli olduğu için bu yöntemi seçmiş olmaları lazım, zira kadın çok iyi iş çıkarıyor. Velhasıl, bu sorguları parça parça izleyerek yeni anahtar kelimeler aratıyor ve hikayeyi çözmeye çalışıyorsunuz. Siz “önemli” videoları açtıkça, oyun ekranında bazı sürpriz “değişimler” oluyor. Şahsen ben o an korktum ve uzun bir süre oynamama kararı aldım. Korkumu yenersem buna geri döneceğim bu aralar.

ss-2016-11-05-at-04-49-06

Şu sıralar da Halloween Sale mevzuları dönüyor Steam’de. İstek listemde sadece 5-6 oyunun indirime girmesi, onların da %50’yi bile bulmaması can yaktı. Yine de indirime çok sık girmeyen ve indiriminden faydalandığım birkaç oyunu satın aldım. Bunlar LISA, Dropsy ve Türk yapımı beyin yakan bug kere bug içeren oyun Bizarre Earthquake. Bir de doğum günü hediyesi olarak gelen Fault isimli vn var (teşekkürler suke! ^^), bunu da en kısa sürede okuyacağım. Görüldüğü üzere oyun açısından epey dolu bir sonbahar oluyor şu an için.


Gelelim işin anime kısmına. Sonbahar sezonu benim için pek dolu geçiyor diyemeyiz, izlediğim animelerin çoğu hep 5-10 dakikalık yapımları içeriyor. Aradığım tatta bir şeyler bulamadım. Üstüne bir de Yuri on Ice olunca bu sezon için doydum diyebilirim, Jojo falan da hala devam ediyor zaten harika işleyişiyle. Şöyle minik minik incelemelerle bakarsak şunları takip ediyorum:

ClassicaLoid

class

Klasik müzik dehalarının zaman zaman tam anlatıldığı şekilde, zaman zaman ise bilinenin çok zıttı şekilde halleriyle karşımıza çıktığı bir yapım. Vocaloid yazılımından isim çağrışımı yapmışlar sanırım. MyAnimeList’te neden 5 puan aldığını anlayamıyorum. Sunrise, güzel seiyuular, güzel animasyon, güzel müzik ve dozunda bir eğlenceyle ilerlerken sırf bölüm sayısı 12 yerine 24 diye tepki gösteriyor millet. Ne komedi animeleri var 200 bölüm aynı materyalle ilerliyor da 10 veriyorlar, neyse. Beethoven, Mozart, Liszt, Schubert, Chopin ve Bach’ı gördük şimdiye kadar. İnsana LSD kafası yaşatma yeteneğine sahip bu arkadaşlarımızın episodik maceralarını ve yavaş yavaş örgütü tamamlamalarını sabırla ve keyifle izliyorum.

Flip Flappers

ss2016-10-25at09-39-58

Bu sezonun gizli gemi olacak anime FF kesinlikle. Konusunu okuduğunuzda “bu ne tırt şey yav” diyip geçti çoğunuz aylar önce eminim. Fakat işte o afişi büyütüp şöyle bir baktığınızda ne kadar güzel bir resim olduğunu sezmeniz gerekiyordu. Nitekim anime de tam anlamıyla görsel şölen, her şeyin elle çizilmiş olduğunu sonuna kadar hissediyorsunuz. O Ghibli filmlerinin akıcılığı ve zengin renk paleti içeriği tam anlamıyla Flip Flappers’ta mevcut. Ben animeye özetle acid trip diyorum zira karakterler bir kafa oluyor bir kafa oluyor sormayın. Kendilerini bambaşka dünyalarda bulup, boyuttan boyuta geçiş yapıyorlar.

İlk bölümün ısrarla sönük başlayıp sonradan çiçek gibi açması ve her bölüm giderek bunun üstüne katlaması muazzam. Bölüm içinde sayısız referanslar, beklenmedik dövüşler ve twistlerle kesinlikle tempoyu bir an düşürmüyorlar. Açılış kapanışları, hatta özellikle kapanışı da bu sezon favorilerimden oldu. Mutlaka 2 bölüm göz atmalısınız bu yapıma.

Fune wo Amu

fune-wo-amu-trailer-destaque-v1-726x400

Bu sezonun ağırbaşlı animesi bu oldu benim için. Animelerde görmeye alıştığımız genç, liseli veya yaşça büyük ama küçücük duran karakterlerden sıyrılarak son derece sıradan, pek de yakışıklı olmayan ana karakterimiz var elimizde. Kendilerini sözlük yapmaya adayan, hatta bu işi de güzel bir felsefeye döken bir ekibi anlatıyor. Bu işin ne kadar zor olduğunu, gönülden istemek gerektiğini anlıyor ve sözlük yazarlarına saygı duyuyoruz. Yer yer diyalog kalitesinin düştüğü veya izleyiciyi aktif tutamadığı oluyor serinin. Fakat bunu da güzel yönetmenliği kurtarıyor diyebilirim. Alışılmışın dışında, düz ve sabit açılardan ziyade hep değişik şeyler deniyor yönetmen. Zaman zaman aynı ekrana 2 farklı kamera açısı giriyor, zaman zaman arkada bir sahne oynarken önde küçük bir kutuda başka sahne oynuyor vs. Sırf bu yönetmenliğin animeyi kurtardığını düşünüyorum. Yine de izlemeye değer, farklı soluk arayanlar için birebir. Özellikle Japonca öğrenme aşamasında olanlar eline sözlüğü kapıp bu yapımı izlemeli.

Gakuen Handsome

cene

Tek kelime: Çene.

To Be Hero

ss2016-10-11at02-43-06

20 dakika olsa kesinlikle izlemeyeceğim ama 5-6 dakika olunca bir şekilde götürenlerden bu da. Son derece karizmatik klozet tasarımcısı mı desem o işle uğraşan bir babamız var. Kızımız da lise çağında, babasının çapkınlıklarından bıkmış durumda. Duası tutmuş olacak ki babası bir gün klozetin içine çekiliyor ve süperhero ilan ediliyor. Artık o bir Saitama, o bir demir yumruk. Fakat kötü haber: o eski karizması gidiyor ve yerine dünya çirkini bir herif geliyor. Üstelik kızına bunu söyleyemiyor çünkü ne zaman denese ağzından sapık sapık şeyler çıkıyor. Bir de üstüne uzaylılar ve sapık komşu eklenince belaltının dibine vuran ilginç bir cümbüş çıkıyor. İzlerken hep Inferno Cop esintileri alıyorum böyle bir tık daha kötü IC’den. Umarım espri dozajı ve kalitesi artar sonraki bölümlerde. (Liseli kızın seiyuu ve karakteri şahane bu arada)

Yuri!!! on Ice

27001a85e25f4156a086bbf610045d6f

Evet üstteki boş beleş animeleri geçtiğimize göre bu sonbahar gerçekten günleri sayarak izlediğim animemize geçebiliriz. Bakın arkadaşlar her şeyden önce bir şeye açıklık getirelim. Ben. Fujoshi. Değilim. Ayrıca romantizm serilerinin çoğunda sıkılırım, shoujo-ai veya shounen-ai olaylarının yarısından fazlasını yapay bulurum. Yani sırf romantizm yaşansın diye kasılmış fanservis animeleri olarak görürüm. O yüzden benim Yuri on Ice (kısaca YoI diyeceğim) sevmem mucize gibi bir şey oldu bu sezon. İnsanlar bahsederken ilgimi çekmiyor, herkes gibi ben de ön yargıyla yanaşıp “klasik yaoi fanservisleri herhalde” diye burun kıvırıyordum. Ne olduysa başladım ve bir daha bırakamadım. Favorilerime bile ekledim ki bu neredeyse imkansız bir şeydi uzun süredir. Hype falan değil kesinlikle, puanımı verirken kriterleri ciddi ciddi düşündüm.

ss-2016-11-05-at-04-37-38Elimizde bir grup erkek ve tek tük ama dişli kadın karakterlerimiz var. Seri sanki hep 3 erkek karakter etrafında dönecekmiş gibi ilerliyor ama şu an için afişteki karakterlerin bazılarıyla tanışmaya başladık bile. Hepsinin kendince “şu karakter şöyle biri” diye yorum yaptıracak kadar belirgin kişilik özellikleri var. Lakin hiçbiri “sonuna kadar sinirli” veya “sonuna kadar utangaç” şeklinde değiller birincisi en sevdiğim olay buydu. Rus Yuri karakterinin ilk bölümden havalı asi çocuk olarak gelip, ilerleyen süreçte mağazada gördüğü güzel bir cekete karşı koyamadan satın alması buna örnek. Veya ana karakter Japon Yuri’nin kişiliğinden ne kadar çıkabildiğini zaten görüyoruz.

ss2016-11-02at11-15-28Konu buz pateni ama buz pateni ayağına yaoi kitliyor olmasınlar şüphesi bende de uyanmıştı. Çünkü spor animeleri genelde öyle oluyor, spor namına 2 bölümde anca bir maç falan izleyebiliyoruz. Fakat YoI’de durum böyle değil. Her bölüm mutlaka kareografilerinin büyük bir kısmını kesintisiz izleyebiliyoruz. 5 bölüm oldu ve şimdiden elimizde 4 tane farklı performans müziği var (hepsi YouTube’ta mevcut ayrıca açılış kapanış da şahane). Özellikle 5. bölümün sanırım yarısı performanslarıyla geçti, hele Jazz yapan çocuğu dakikalarca izlemiş olmamız lazım. Ekrandan bir saniye gözümü alamıyorum özetle.

cwstizbweaah8bzGelelim shounen-ai kısımlarına. Şimdi konu buz pateni ve estetik dans etmenin önemli olduğunu biliyoruz. Üstelik kişiliğinin ne kadar zıttına gidersen, o kadar başarılı olacağını ve kitleyi o kadar şaşırtacağını da tembihliyor bize Victor sürekli. Bu yüzden eğittiği elemanlarda hep bu yönleri ortaya çıksın diye baskı yapıyor. Victor’a zaten uyuz olmak elde değil, dıştan yavru köpek gibi (Yuri’nin performanslarını izlerken ciddi ve düşünceli yapısını da iç düşüncelerinden görebiliyoruz bu da unutulmamış). İşte bu ikisinin zaman zaman çok fena yakınlaşmaları oluyor ama 5. bölüme kadar insanı rahatsız ettiğni söyleyemem. Bilmiyorum ben şapşal gibi mutlu oluyorum onlar adına ekranda. Sarılıyorlar falan destekliyorlar birbirlerini. Keşke benim de yanımda böyle biri olsa:/

ss-2016-11-05-at-01-07-51İşin yönetmenlik kısmında ise Sayo Yamamoto isimli hanımefendi var. Michi to Hatchin ile adını duyurmuş fakat sayısız OP/ED storyboardlarını hazırlamış (Arakawa, Shingeki no Kyojin, Psycho-Pass, Texhnolyze, Space Dandy vs). Buz pateni animasyonu yapmanın ne kadar zor olduğunu düşünürsek inanılmaz bir iş çıkarıyor bu ekip. Ekibin bir hoş yanı da karakterlerin bölüm içinde resim çekildiklerinin ima edilmesi ve saniyeler sonra firmanın instragram hesabından onların ağzından resim yüklenmesi. 5. bölümde yeni gözüken karakter “çektin dimi” diye koçuna soruyor sadece mesela. Ama instagramda çektiği resim ve fazlasını görebiliyoruz. Bu açıdan güncel ve günümüze ayak uydurmuş eğlenceli bir yanı var, haftalık anime takip etmenin güzel bir yanı oluyor. Özetle bu sezon benim olayım YoI.

jojo1Ayrıca bahsetmeden edemeyeceğim Jojo’s Bizarre Adventure artık son düzlüğe girmiş bulunmakta. Olaylar giderek kızışıyor ve anime hala tek bir düşüş yaşamadan zirve kaliteyle uyarlamanın en güzel halini bize sunuyor. Açılış parçası Great Days ise beğenmeyenlerin aksine benim çok çok çok çok sevdiğim bir parça oldu. Part 4’e girişi “Çöplüğe hoş geldiniz” müziğiyle yapıp, “Sen kimi öldürüyorsun olm” müziğiyle devam ettirip, “Bizi unutmayın olur mu” müziğiyle kapatıyorlar. Her karakterin göründüğü veda müzikali gibi adeta. Hatta üzerine ilerleyen bölümlerde yapılacak -umarım- bazı değişikliklerden sonra akıllara kazınan bir açılış olacak. Merakla ve heyecanla bekliyorum, Killer Queen saiko!

Yazıda bahsetmediğim 2 adet Shaft animesi var (3-gatsu ve Magical Suite Prism Nana) onlar da kış sezonuna artık. Clannad yazısında görüşürüz! o/

Reklamlar

Düşüncenizi Paylaşın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s